Göklerin Ufku ve Kalbin Akışı: Benjamin Vo'nun Hatırasında Umut

Göklerin Ufku ve Kalbin Akışı: Benjamin Vo'nun Hatırasında Umut · Avonetics
Hayat bazen insanın önüne tahmin bile edemeyeceği kayalıklar ve sarp yollar çıkarır. Birçok insan yolun pürüzsüz ve düz olmasını, her adımın önceden belirlenmesini ister. Oysa kadim bilgelik, inanan bir kalbin Tanrı'nın ellerindeki bir akarsu gibi olduğunu fısıldar; su kayalarla savaşmaz, onların etrafından usulca süzülerek hedefine, engin denize doğru yol alır. Günümüz dünyasında savaşların, ekonomik krizlerin ve manevi yozlaşmanın yarattığı ağırlık pek çok kişiyi karamsarlığa sürüklüyor. Çoğu inanan, dünyanın bir daha asla eskisi gibi olamayacağını ve yaklaşan fırtınanın insan gücüyle durdurulamayacağını düşünüyor. Bir yorumcu, 'Bunca çalkantı arasında kendimi tamamen çaresiz hissediyorum, tek başıma ne yapabilirim ki?' diyerek derin bir kaygıyı özetliyor. Bir başkası ise bu sessizliği 'ruhani bir ılıklık' olarak nitelendiriyor. Fakat tam da bu karanlığın ortasında, kökleri iki bin yıl öncesine dayanan sarsılmaz bir liman duruyor. Katolik inancının sunduğu sakramentler ve özellikle Efkaristiya'nın gizemi, insan ruhunu dünyanın değişken rüzgarlarına karşı koruyan en sağlam çapa olarak öne çıkıyor. Nitekim bir başka inanan, 'Yıllarca savrulduktan sonra Efkaristiya'daki gerçek varlığı bulduğumda, fırtınanın ortasında bile sükunete kavuştum' sözleriyle bu gerçeği hatırlatıyor. İşte bu teslimiyet ve huzur, henüz on beş yaşındayken göklerin sonsuzluğuna kanat açan Benjamin Vo'nun hayatında adeta somutlaşıyor. Ben, dünyayı sınırlarla değil, uçak rotalarıyla ve gökyüzü haritalarıyla gören pırıl pırıl bir çocuktu. Kurduğu hayali hava yolu şirketiyle insanları birbirine bağlamayı düşleyen, Bangkok sokaklarında acı Pad Thai yerken gözlerinden yaşlar gelse de gülümsemesini kaybetmeyen neşeli bir yürekti. Bugün ailesi, onun yokluğunun getirdiği derin sızıyla baş başa yürürken, geride kalan kardeşi her gün abisini anıyor ve onunla yeniden oyunlar oynayabileceği günlerin hayalini kuruyor. Bu keder, cevapsız sorularla dolu olabilir; ancak Luka İncili'nin bize hatırlattığı gibi, Tanrı'nın sözünü dinleyip uygulayanlar hiçbir zaman dışarıda kalmazlar. Onlar artık göksel bir ailenin, sonsuz bir sevgi zincirinin parçasıdır. Benjamin'in kalbindeki bu tertemiz merak, gökyüzüne duyduğu sarsılmaz aşk ve geride bıraktığı sevgi dolu hatıralar, kayaların arasından yolunu bulan o ırmak gibi akmaya devam ediyor. Bu dokunaklı anma yolculuğunun ve imanın derin yankılarının ayrıntılarını podcast yayınımızda ele alıyoruz.